Kanbilim.com ile Söyleşi

thd Türk Hematoloji Derneği Bülteni’nin son sayısında (Mayıs-Haziran 2013) yer alan söyleşi:

2007’de kurulan kanbilim.com sitesi birkaç ay önce yeniden yapılandırılarak yepyeni bir görünüm kazandı. Sitenin kurucuları derneğimizin eski başkanlarından Dr Yücel Tangün ve üyelerimizden mikrobiyolog Aykut Köroğlu ile yaptığımız söyleşiyi sunuyoruz.

– Kanbilim.com’un yaşam öyküsünü anlatır mısınız? Yücel Tangün ve Aykut Köroğlu

Y.T. Önce çalışma arkadaşım Aykut’u tanıtmak isterim. Birlikteliğimiz 1987’de tesadüfen bir özel hastanenin laboratuvarında filizlendi. İkimiz de yeni görevimize aynı tarihlerde başladık. Ben hematoloji laboratuvarının yöneticisi, o kan hücrelerini ve hematoloji testlerini de öğrenmek isteyen, sağlam biyoloji temelli bir mikrobiyoloji uzmanı idi. Kısa sürede kaynaştık. Birçok ortak yönümüz olduğunun farkına vardık. Mikroskop başında oturmayı, öğrenmeyi ve öğretmeyi seviyor, kitaplara tutku ile yaklaşıyor, çiçeklerle uğraşmaktan zevk alıyorduk. Aklı başında, belleği yerinde, dikkatli, gayretli, en önemlisi dürüst, benden yirmi yaş küçük doğasever genç bir dostum vardı artık. Aykut bütün bunlara ek olarak bende bulunmayan becerilerle de donanmıştı. Fotoğrafçılığı biliyor, resim yapıyor, teknik işlerden hoşlanıyor, örnekse marangozluktan anlıyor, evinde her türlü onarımı başarıyor, bir kaplumbağa arabanın motorunu dağıtıp yeniden toplayabiliyordu. İlk yaptığı işlerden biri eski model otomatik bir kan sayımı cihazını, kalibrasyonunu yaparak, doğru çalışır duruma getirmek oldu. Çünkü yaymada gördüğümüz mikrositozu cihaz bize MCV değeri ile veremiyordu. O yıllarda çoğu hekim, hatta bazı hematoloji öğretim üyeleri MCV’den habersizdi. Daha önce bir süre çalıştığım özel laboratuvarın raporunda eritrosit sayısının normalden yüksek, Hb’in ise düşük olduğunu gören ünlü bir kanbilimci profesör meslektaşım kentin bu en düzgün laboratuvarının sahibine telefon ederek “kan sayımları yanlış yapılıyor!” yakınmasında bulunmuştu. Oysa hasta talasemi taşıyıcısı  İtalyan bir çocuktu!.. Daha sonra Aykut ABD’deki bir hastaneden bağışlanmış, ancak   depoya atılmış modası geçmiş bir aferez aygıtını çalışır hale getirdi. Trombosit transfüzyonlarına başlamıştık…

Aykut Bey! O sıralarda hoca sizde nasıl bir izlenim bıraktı?

A.K. İstanbul Üniversitesinde Mikrobiyoloji Anabilim Dalında uzmanlık eğitimimi yaparken Yücel Bey’i herkesin çekindiği bir hoca olarak biliyordum. Türkiye’de ilk AİDS hastasına 1985 yılında klinik ve serolojik teşhis koymasıyla ilgimi çekmişti. Bundan kısa bir süre sonra hocam Enver Tali Çetin editörlüğünde “Cinsel Temasla Bulaşan Hastalıklar ve AİDS” (1986) adında bir kitap yayımlandı.  Özel bir hastanede birlikte çalışmaya başlamamız benim hayatımda bir dönüm noktası oldu. Akademik kariyeri istememiştim, ancak Yücel Bey’le çalışırken ne kadar şanslı olduğumu ve doğru karar verdiğimi gördüm. Yücel Bey’in çevre kanı ve kemik iliği aspirasyonu yaymalarını mikroskopta inceleyerek, bazen birkaç ek test de isteyerek tanı koyması beni çok etkilemişti. Daha sonra bu hastaların tedavisini izleme imkânım oluyordu. Bu benim için akademik kariyer sırasında bile bulamayacağım bir fırsattı. Beni bilimsel konularda ve özel yaşamımda bir baba gibi destekliyordu. Yurt dışında ve içinde eğitim görmemde de yardımcı oluyordu. Yücel Bey’in THD başkanı olduğundan beri çalışmalarını, düşüncelerini yakından biliyorum ve değer veriyorum. Bütün bunlardan başka hematoloji ve mikrobiyolojinin (mikroskop ve kan transfüzyonu ile mikrobiyologların ilgilenmesi gibi) birçok ortak yanı olmasını ve birbirini tamamlamasını, 25 seneyi aşan dostluğumuzun bir başka nedeni olarak görüyorum.

– İsterseniz, kanbilim.com’ un kuruluş nedenlerine geçelim.

Y.T. Aykut bir yandan sitolojide ve pıhtılaşma testlerinde deneyim kazanırken, bir yandan da yıllarca biriktirdiğim ilginç preparatlardan fotoğraf makineli muayenehane mikroskobumda resim çekiyordu. Kan atlasını da içerecek Türkçe bir hematoloji laboratuvarı kitabı yazmamız gerektiğini sık sık dile getiriyordu. Bu arzusunu benim yüzümden yıllarca gerçekleştiremedik. Tembel sayılmam. Ne ki vaktim yoktu. Klinikteki görevlerimi aksatmamaya çalışarak özel bir hastanede hasta bakıyor, ardından muayenehaneye gidiyordum. Üstelik bir ara bilim dalı başkanlığı, bağışsever muayenehane hastalarının katkıları ile Çapa’da önce KİT birimini kurma, ardından bir kat yaptırma, bunları izleyen THD başkanlığı… Ta ki erken emekli olduktan sonra, Çapa’nın “İç Hastalıkları” kitabının editöründen bir kan atlası önerisi gelinceye dek… Aykut’un girişimi ve büyük oğlu sevgili Oğuz Köroğlu’nun teknik desteği ile bu atlas internete taşındı. Böylece kanbilim.com dünyaya gelmiş oldu.

13854_10151724001738852_482833695_n

Oğuz Köroğlu

– Kanbilim.com’un o zamanki amaçlarını özetleyebilir misiniz?

Y.T. Ana amacı bir sözcükle özetleyebilirim: Bilgilendirmek. Tabii anlaşılır bir dille, doğru bilgilendirmek. Ve de hiçbir çıkar düşünmeden. Bilmem, dikkat eden olmuş mudur? Kanbilim.com muayenehane krokisinin bulunmadığı ender hekim sitelerinden biridir. Başlangıçta, herhalde benim deneyimsizliğimden olacak, site kanbilimciler dışında, hem kanbilimci olmayan hekimleri, hem hasta ve yakınlarını bilgilendirmek istiyor, hatta onlar için bir sözlük hazırlıyor, hem de genç izleyicilerine Türk kanbilim tarihini anlatmaya çalışıyordu. Hasta sorularını yanıtlamayı, dergilerden ilginç makale özetlerini de unutmamak gerekir. Bu denli ağır bir yükün altından kalkmamız olanaksızdı. Yaklaşık iki yıl bu tempoda devam ettik. Kanbilim.com Google arama motoruna “hematoloji” yazıldığında daima ilk sırada çıktı. Bu durum hâlâ sürüyor. Kıvanç verici iletiler aldık. Meslektaşlarımızdan, laboratuvarlarında hematoloji testlerini de üstlenen biyokimya ve mikrobiyoloji uzmanlarından, özellikle tıp fakültesi ve sağlık okulu öğrencilerinden… Atlas’daki bazı mikrofotolar Oxford Handbook of Clinical Medicine’in 8. baskısında (2010) yer aldı. Sevinçlerimizin yanında, sıkıntılarımız, daha doğrusu üzüntülerimiz de oldu.

– Ne gibi sorunlarla karşılaştınız?

Y.T. Hasta ve yakınlarının çoğu iletileri bizleri bir anlamda – “rahatsız etti” diyemesem de – bayağı üzdü. Şu açıdan. Bu kimi kısa, kimi uzun e-mektuplar toplumumuzun hiç de küçümsenemeyecek bir kesimine basbayağı ayna tutuyordu. Siteye bir şey öğrenmek için değil, sanki bir an önce sorunların çözülmesi için giriliyordu. Karşılarında Kızılay ya da bir yardım derneği gibiydik. Türkçesi kıt, yazım (imla) özürlü insanlar… Sürekli çıkarcı istekler… Emek tüketmeden sonuca ulaşma güdüsü… Çoğu kişi örneğin “Hb, Hct nedir” diye soruyordu. Oysa azıcık göz gezdirseler yanıtı orada bulacaklardı. Bir hanımefendi yakınmalarını sıralıyor, kanlarının alındığını ekliyor, fakat “İki gün bekleyemem, neyim var? Ne olur siz söyleyin” diyordu. Bir diğeri sitemizi çağrı merkezi sanıyor, falan ilde hangi hastaneye başvurması gerektiğini soruyordu. Askeri okula kaydolmak için bir kaç gün sonra muayene olacak bir genç “Akdeniz kansızlığım var. Nasıl gizleyebilirim?” diye yardım diliyordu. Aziz Nesin toplumumuzun IQ oranı tahminlerinde haklıydı. Ancak bu insanların bir özelliği daha vardı: aptal, ama kurnazdılar. Kaba deyişle “avantacı” idiler. Bir bölüm siyasetçi “bidon kafa” “göbeğini kaşıyan adam” nitelemelerine ne denli sinirlenirse sinirlensin, genelde eğitimsiz bırakılmış bir toplumla karşı karşıya kaldığımız kesindi. İki yıl önce kanbilim.com’u hasta ve yakınlarının iletilerine kapattık.

Bir diğer sorun… Bu etik açıdan çok can yakıcı bir sorun… Hematoloji atlasımız birçok tıp ve tıp dışı site tarafından bağlantı yapılmadan kopyalandı. Olmadık yerlerde, örnekse bir hematoloji profesörünün sitesinde mikrofotolarımızı gördük. Derneğimizin son ulusal kongresinde bir ilaç endüstrisi firması tarafından dağıtılan “Farmaskop” adlı dergide hocam Şeref İnceman üzerine sitemizde yer alan yazımın, ele aldıkları konuyla ilgisiz biçimde, tümüyle kaynak belirtilmeden aktarıldığına tanık olduk. Bu arada bir THD üyesi tarafından “immünohematoloji” bölümünün tam anlamı ile aşırılmasına (intihal) tanık olduk… Neden İngiliz editör üç beş resim için bizlerden izin istiyor, resim altlarını dahi bizim yazmamızı öneriyordu da, ülkemdeki – günün moda deyişleri ile bir “akademisyen” ya da “bilim insanı” – bırakın izin almayı, kaynak belirtmek gereğini bile duymuyordu? Böyle bir tablo karşısında sizler üzüntü duymaz mısınız?

Tüm bu saydıklarımıza hastalıklarımın, Aykut’un hastane görevlerinin yoğunluğunun ve Oğuz Köroğlu’nun askerlik görevinin eklenmesi kanbilim.com’u iki yıllık bir duraklama dönemine soktu. Siteyi kapatmayı bile düşünürken iki ayrı tıp fakültesi öğrencisinden ardı ardına gelen iki e-posta beni yeniden yüreklendirmeye yetti. Papaza kızıp orucu bozmanın anlamı yoktu… “… dönem 3 öğrencisiyim. Sınav döneminde çok işime yarayan net, pratik ve akılda kalan bilgiler edindim. Emeğinize sağlık.”  “… Emek verip bu çok güzel siteyi hazırladığınız için sonsuz teşekkürlerimi bildirmek istedim. …Dönem 4 öğrencisi.”

– Yeniden yapılanmanın özelliklerini anlatır mısınız?

Y.T. Bilişim teknolojisi ve dijital mikroskop ile ilgili yenilikleri Aykut’un anlatması daha doğru olur. Şu kadarını söylemek isterim. Ders kitabı anlatımından uzaklaşıyoruz… Daha kısa yazı, daha bol resim… “Mikroskopta bir resim bin kelimeye bedeldir.” Artık hasta ve yakınlarına seslenmiyoruz. Kanbilime ilgi duyanları, özellikle çeşitli düzeyde fakülte, yüksek okul ve uzmanlık öğrencilerini temel hematoloji konularında, yani işin alfabesinde bilgilendirmek amacını gütmeyi sürdüreceğiz. Bundan böyle özellikle genç meslektaşlarımızla birlikte olmaya ağırlık vereceğiz. Tam gün yasasından sonra tıp fakültelerinde, özellikle eğitim alanındaki çöküş gençlere daha yakın olmamız gerektiği konusunda bizleri uyarıyor. Kim bilir, belki bir iki genç izleyicimiz kanbilimin çekiciliğine kapılır, ilerde hematolog olur. Sevgili Oğuz’un hazırladığı son iki ayın istatistikleri Türk kanbilim tarihine ve dinozorun eleştirel bloglarına iltifat edilmediğini ortaya koyuyor. Onları kaldırmayacağız. Yüz kişiden bir kişinin bile bu tür yazıları, arada bir yer verdiğimiz şiirleri okuması bizim için büyük değer taşır.

A.K. İletişim dünyasında meydana gelen hızlı gelişmeler her şeyin süratle değişmesine yol açıyor. Bu nedenle Kanbilim.com’u eski haliyle devam ettirmemiz  neredeyse imkânsız hale geldi. Oğuz’un önerisiyle WordPress uygulamasından faydalanmaya karar verdik. WordPress dijital yayıncılığa standardizasyon ve hız kazandırmakta, Microsoft tarafından ücretsiz sunulmaktadır. Oğuz tablet ve mobil iletişim aygıtları kullananların sayısındaki artışı göz önüne alarak, Kanbilim.com’un daha iyi kullanıcı deneyimi sağlayan Windows 8 e-kitap ve mobil telefon uygulamalarını geliştirdi.  Şu ana kadar her iki uygulamanın da ayrı ayrı binin üzerinde indirildiğini görüyoruz. Eksikler olabilir; gelişmeye ve önerilere açığız. Bizim için bilgisayar dünyasındaki gelişmelere en iyi örneklerden biri de laboratuvarda kullandığımız otomatik dijital mikroskoplar. Yaklaşık beş yıldır laboratuvarımızda CellaVision DM-8’i kullanmaktayız. Bu nedenle sitemizdeki resimlerin kalitesinde inanılmaz derecede artış meydana geldi. Bunun yanında sistem, lökositleri % 97 oranında doğru olarak tanıdığından mikroskop başında harcadığımız süre azaldı. İnternetle uzaktan ulaşma olanağı sağladığından konsültasyon (telepatoloji) imkânı kolaylaştı. Hastaların hücre görüntülerini arşivleyebildiğimiz gibi, eğitim amacıyla da kullanabiliyoruz. Her şeyden önemlisi yayma ve boyamalar belli bir standarda geldi, kısaca kalite arttı. Yaklaşık bir yıldan beri de kemik iliği ve vücut sıvılarını da inceleyebilen Cellavision 1200’ü kullanmaya başladık.

– Derneğimizin yeni web sitesini nasıl buluyorsunuz?

Y.T. Tabii, bizimkine göre çok büyük bir site. Teknik yönden başarılı olup olmadığını değerlendiremem. Oğuz Köroğlu’na danışmalıyım! Birazcık hantal buluyorum. Kimi ikonları tıkladığımda açamıyorum. Açılmaya başlasalar da, hemen yoruluveriyorlar, arkası gelmiyor. Belki erken ama, TÜRKBA’nın yararlı olacağı konusunda şimdilik kuşkuluyum. En önemlisi habis hematoloji kılavuzlarında kimi bilgiler, özellikle tedavi bağlamında, eskimiş durumda. Baksanıza; özel hastalarına akıllı moleküllerden, kişiye özgü  tedavilerden dem vuran meslektaşlarımızın sayısı giderek artıyor… Ama hastalara iletilen bu bilgiler henüz kılavuzlarımızda yok. Kılavuzlar kitapçık olarak basılıp siteye konmamalı, doğrudan çevrim içi (online) olmalı ki, bilgileri anında değiştirip yenileyebilesiniz. Ayrıca bilimsel alt komitelerimiz uyuşukluğu bırakıp daha etkin çalışmalılar.

– Sayın Hocam, son olarak, varsa dileklerinizi alabilir miyim?

Y.T. Koronerlerime “Ne olur bana yeni oyunlar oynama!” diyorum. Öyle çok söylenecek, yazılacak şey var ki… Gönüllü, yetenekli ve en önemlisi zaman ayırabilecek bir arkadaş bulabilirsem, site için “Hematologlar için immünoloji” adlı bir bölüm düşünüyorum. Bültende bizlere yer ayırdığınız için teşekkür ederiz.

zp8497586rq
Bu yazı Dinozorun Penceresi kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Kanbilim.com ile Söyleşi için 1 cevap

  1. sinan der ki:

    Bu devirde insanlara karşılıksız yararlı olmak isteyen birilerinin hala aramızda olması beni çok mutlu ediyor. Tüm hekimler adına size teşekkür ediyorum…

Yoruma kapalı.